Cuma, Mart 1, 2024

Dora’nın Gözlerinden Meryem’in Görkemi

-

Freud’un Dora olgusu; histerik kişilik örgütlenmesinde, Öteki kadın kavramını farklı açılardan düşünmemize olanak sağlayan birçok yol göstermektedir. Yazının başlığına da referans olan ve aslında Dora’dan hareketle günümüze uzandığımız bu yolun çıkış noktasını oluşturan “Sistin Meryem’i” eseri, Dora tarafından bir sanat galerisini ziyareti sırasında hayranlıkla izlenmiştir. Bu karşılaşmanın Dora’nın yaşantısı açısından bir önemi olduğu gibi “Dora bu tabloya bakarken aslında ne düşünmektedir?” sorusunun cevabını hem Dora’nın öyküsünden hem de Meryem’in öyküsünden ayrı düşünmek pek mümkün olmayacaktır. Bu karşılaşmanın bir tesadüf eseri olmadığı aşikar olmakla birlikte, analiz sürecini Öteki kadın/kadınlar kavramı açısından düşünmeye sevk etmesi ise kaçınılmaz olmuştur.

Öteki’ne Dair

Somay (2010) “Bir Şeyler Eksik” kitabında Adam Philips’in “İki kişiden ancak arkadaş olur, çift üç kişiden oluşur.” sözünü referans vererek şöyle der: “Çiftin karşısında çiftliğini kuracağı ebedi üçüncünün, dili olanaklı kılan, hem ‘sen’ hem de ‘o’ olabilecek unsurun varlığı. Günah keçisi: devlet, yasaklayıcı baba, müşfik anne, meşum kadın, çapkın erkek. Öteki.” (s. 77). İki kişinin varlığında bile bir eksikten bahseden bu tanımı okurken aslında insana dair tanımlamayı ele almayı ve bu tanımlamayı da Lacan’ın insandaki eksiklik ve kayıp fikrini temel alarak okumak gerektiğini düşündürmektedir (Kurt, 2018). Yaşamın başlangıcında; çocuk anneden ayrılmayla birlikte, onu Öteki olarak görmeye başlar ve bu kayıpla kendisini Öteki’nin kaybettiği olarak hayal ederek mücadele etmeye çalışır (Gesser, 2014, akt; Kurt, 2018). Histerik örgütlenmede ise; kişi kendini bir özne olarak düşünmekten çok, Öteki’nin öznesi olarak düşünür. Dolayısıyla histerik, arzulanan özne olmayı amaçlamaz ya da arzusunu karşılayacak nesneyi aramayacaktır. O, kendi arzusunu tatmin etmeyi değil, Öteki’nin arzusunu keşfetmeyi ve bu arzuyu canlı tutmayı amaçlamaktadır (Fink, 1997, akt; Şimşek, 2017).

Öteki’ni Dora’nın öyküsü içinde düşündüğümüzde; ilk büyük Öteki annesini ele almanın, semptomlarının arasından annesini nasıl tanımladığına kulak vermenin önemli olduğu düşünülmektedir. Dora, ödipal karmaşanın ilerleyişinde annesinin bakışlarında kendisine yer bulamayarak ilk hayal kırıklığını yaşar. Annesiyle ilişkisini sağlam bir temele oturtamadan ve babasının arzuladığı kadın olan anneyle özdeşim kuramadan, kendisini babasıyla derin bir bağın içinde baş başa bulur. Tam da burada, histerik örgütlenmenin en temelinde, ödipal karmaşanın sağlıklı bir şekilde işleyememesinin izlerini görürüz. Dora, annesi ile özdeşleşmeyi yaşayamamış ve onu kaybetme kaygısıyla babasına yönelerek Ödipus’ta bir şekilde takıldığını göstermiştir (Abrevaya, 2013). Dora’nın babasına duyduğu ensestüel arzu; aralarına giren Bayan K. ile annesini değersizleştirilmesine sebep olurken, babasının arzusunda olan Bayan K.’ya olan meraka bırakmıştır kendini. Sahneye giren bu üçüncü; Bayan K., aynı zamanda Dora’nın sırlarını paylaştığı, cinsellik ve aşk konusunda konuşabildiği, hem de zamanla çocuklarına baktığı ve bu sayede yerine geçmeye çalıştığı biri haline gelmiştir (Freud, 1998).

Babasının arzuladığı bu kadını merakla inceler Dora, annesinde bulamadığı cevapları Bayan K. üzerinden yanıtlamaya çalışır, “Babamın arzuladığı kadın kim? Babam bu kadında neyi seviyor? Babam için ben kimim?”. Bu noktada tıpkı babasının arzusunun Bayan K.’ya yönelmesi gibi, Dora’da annesi ile kuramadığı özdeşleşmeyi kurabilmek için arayışını Bayan K. üzerinden sürdürür. Zaten Bay K.’nın da aşkının nesnesi olan Dora, aslında sağlıklı bir şekilde gerçekleşmeyen Ödipal karmaşasını bu şekilde kurmaya çalışır. Bu aslında Dora, babası, Bay K. ve Bayan K.’yı da içeren dörtlü bir ilişkidir ve bu ilişki içerisinde Dora’nın merak ettiği sahip olamadığının ne olduğu ve nerede olduğu, bir kadın olmanın ne demek olduğudur.

Meryem’in Görkemi

Analizinin ilerleyen aşamalarında Dora, Dresden’e yaptığı bir gezi esnasında bir sanat galerisinde Rafello’nun “Sistin Meryem’i” tablosuna hayranlıkla iki saat boyunca baktığını aktarır (Freud, 1998). Bu resmin odağında yeşil perdelerin ortasında kucağında İsa’yı tutan Meryem’i görürüz. Resimdeki diğer detayların elbette ki Meryem ve İsa’nın öyküsü açısından başka bir yeri olsa da, Dora’nın hayranlık dolu bakışları, Meryem’i görkemli bir şekilde gördüğünü düşündürür. Nitekim Freud bunu Dora’nın kutsal figür olan Meryem Ana’ya bakarken kendisini gördüğünü, bunu da kendisiyle evlenmeyi düşünen mühendis açısından bakarak yaptığını söyler (Freud, 1998). Onun açısından bakıldığında, Dora’da tıpkı Meryem Ana gibi hayranlık duyulan biridir (Abrevaya, 2013). Lacan ise, Dora’nın hayranlık dolu bakışlarıyla, imgesel narsisizm aracılığıyla kadınsı bir özdeşleşme kurmaya çalışmakta olduğunu ifade eder (Aydoğ, 2019). Bu noktada Lacan, Dora’nın analizindeki temel ilerlemenin Bayan K. üzerinden olması gerektiğini, bir kadının özünü oluşturan şeylerin ne olduğunu araştırmaya çalışmanın önemli olduğunu söyler (Kurt, 2018).

Dora’nın Meryem’e bakışlarında, ilk öteki kadın olan annesinden, kutsal anne figürü olan Meryem’e doğru yolculuğunda, bir kadın olmanın ne demek olduğunu araştırdığını ve bunun verdiği kaygıyla baş etmeye çalıştığını görürüz. Bayan K. ile kurmaya çalıştığı özdeşimin bir benzerini bu sefer idealize ettiği başka bir figür ile bakire olan ancak çocuk sahibi olan kutsal bir anne üzerinden kurmaya çalışmaktadır. Orada bir kadın vardır ve o, kadın olmanın ne demek olduğunu biliyor olmalı diyerek ona bir rol atfetmektedir. Böylece, bir başka kadını onun arzusunu bildiği varsayılan bir özne haline getirmektedir. Bu yüzdendir ki histerik kadın hemcinslerini, erkeğin arzusunda olan Öteki kadını sorgulamaktadır. Bu sorgulamayla kendi arzusunu tatmin etmeyi değil, çoğunlukla Öteki’nin arzusunu canlı tutmayı ve bu sayede kendi varlığını garanti altında tutmayı amaçlamaktadır (Lacan, 2002, akt; Kurt, 2018).

Günümüzde Öteki kadın, anne ya da babanın eşi figüründeki kişiyle başlar, sevgilinin eski sevgilileri ve de partner tarafından merak edilen, beğenilen kadınlara doğru ilerler bir histerik için. Hemcinsine bakıp kendisini konumladığı, özdeşim kurduğu cinsel kimlikle kıyasladığı zaman, o figür; her zaman idealize edilmiş bir kadın figürü içinde parlak, giyinik, dönemin en beğenileni, arzu edilenidir. Dora, bir sanat galerisinde Meryem’in tablosuna bakar, günümüzde ise sosyal medyada paylaşılan fotoğraflara bırakır yerini değişen idealize kadın ve güzellik anlayışıyla beraber. O kadına, hatta güzelliğine baktığında bir imgeye bakar ve bunlar takınabileceği, parlak, hoş, fallik maskelerden biri haline dönüşür ve bu sayede o cinsiyetle özdeşim kurmayı sağlar.




Kaynakça

Abrevaya, E. (2013). Kadınlığın uzun ve dolambaçlı yolu. Bağlam yayıncılık.
Aydoğ, S. (2019). Lacanyen Yaklaşımda Cinsiyetlenme ve Histeri Nevrozu. AYNA Klinik Psikoloji Dergisi, 7(1), 20-40.
Freud, S. (1998). Olgu Öyküleri 1: Dora ve Küçük Hans. (A. Eğrilmez, Çev.) Payel Yayınları, s. 295.
Kurt, K. (2018). “Farklı” bir kadın: Nastasya Filippovna. Düşünbil Dergisi, 12, 74.
Lacan, J. (2013). Psikanalizin dört temel kavramı seminer 11. Kitap. (N. Erdem, Çev.). Metis Yayınları.
Somay, B. (2010). Bir şeyler eksik: aşk, cinsellik ve hayat hakkında bilmek istemediğimiz şeyler. Metis Yayınları.
Şimşek, D. Ö. (2017). Lacanyen Yaklaşımda Histeriğin Arzusu ve Arzunun Tatminsizliği. AYNA Klinik Psikoloji Dergisi, 4(3), 24-41.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son yazılar

Estetikten Öğrenmeye: Ruhsallıkta Boşluğun İzleri

Yüzünü uzak tut biraz Dünya geçiyor olanca görkemiyle Göremiyorum Yüzünü yakın tut biraz Dünya geçiyor olanca görkemiyle Tat alamıyorum -Şükrü Erbaş Her deneyim anlardan oluşur. Nitekim...

Varoluşsal Nasır

“Vahşet gömülmeyi reddeder. Halk arasındaki inanışlar Hikayeleri anlatılana kadar Mezarlarında yatmayı reddeden Hayaletlerle doludur.” Judith Herman, Travma ve İyileşm Bizim kültürümüzde kötü haber tez yayılır,...

Nasıl Görünüyorum?

İnsan nasıl göründüğünü görebilmek için başka gözlere ihtiyaç duyar. Başka gözler, çok uzakta değil, kısa bir göz mesafesinde, yakındadır....

Kendini Arayan Gafil

                        “Kim korkmamıştır otururken kendi kalbinin perdelerinin önünde?Rilke Bu yazı, sözlerini Ahmet Ali Arslan’ın...

Psikanalitik Aile Terapisi

Psikanalizin felsefi alt yapısı kişinin öznelliğinin ve bireysel öyküsünün altını çizer. Ancak psikanalitik kuram kişinin ruhsal gelişimini yakın çevresi,...

Kutsal ve Söz

Aslen sözcükler birer sihirdi. Günümüzde bile söz eski sihir gücünün çoğunu muhafaza etmiştir. İnsan insanı sözle mutlu edebilirken yine...

Narsisistik Füzyon Talebi Olarak Haset

Aman ha! iyiliğini, güzelliğini, zenginliğini, başarını,sağlamlığını gösterme; haset edilirse yıkıma uğrar. Nazar, nesnelerin kendilerine ait güzelliği, ihtişamı, iyiliği sergilemelerine karşılık;...

Kohut’a Kısa Bir Giriş

1913 yılında Viyana’da dünyaya gelen ve psikanaliz serüvenini Chicago Psikanaliz Enstitüsü’nde sürdüren Heinz Kohut, kuramsal farklılıklardan dolayı yollarını ayırana...